“Zero Day” ile Tekrar Gündemde: Robert De Niro’un En İyi 10 Filmi

Robert De Niro’nun yer aldığı hangi yapıma saygı duruşunda bulunacağımızı artık şaşırıyoruz. Bazen bir taksi şoförünü, bazen de mafyaların en karizmatiğini canlandırarak; her döneme ayak uyduran ve kendine hayran bırakmayı başaran isimlerden biri olan De Niro, bu sefer de ABD’nin eski başkanı olarak komplolar ve entrikalarla mücadele ederken çıktı karşımıza. Netflix yapımı Zero Day, Oscar ödüllü oyuncunun ilk mini dizisi olma özelliğini taşıyor. De Niro’nun oyunculuğu karşısında yine büyülenmişken, efsane aktörün oynadığı en iyi 10 filmi hatırlayalım.

Giriş Tarihi: 26.02.2025 18:33 Güncelleme Tarihi: 24.03.2025 13:37

Yazı: Begüm Şenkara

Fotoğraf: Getty Images, Alamy

1. Kızgın Boğa (1980)

Sinema dünyasının yarattığı harmonilerin en güzeli kuşkusuz, Robert De Niro ve Martin Scorcese ikilisi. Ünlü oyuncu, 1989 yapımı Kızgın Boğa'da (Raging Bull) boksör Jake La Motta'ya hayat veriyor. Bu yapımı, ringde sadece aksiyon amaçlı dövüştürülen diğer boksör filmleriyle karıştırmak gibi bir hataya asla düşmeyin. Jake La Motta'nın boks hayatı sadece fiziksel güçten ibaret değil, onun mücadelesi duygusal dünyasını da içine alıyor. De Niro, sergilediği performans ile hırs ve takıntının her tonunu, bu filmde izleyiciye yaşatıyor. Film hakkındaki bilinen gerçeklerden biri, De Niro'nun rolüne kendini fazlasıyla kaptırıp, rol arkadaşı Joe Pesci'nin kaburgalarını kırması. Aslında bu, ne kadar iyi bir performans izleyeceğinize dair ipuçları da veriyor.

2. Kahkahalar Kralı (1982)

Hayallerimizi gerçekleştirmek uğruna, sınırları ne kadar zorlayabiliriz? Hayattaki hayallerimiz bizi, biz yapan şeyler mi? Yaşamı boyunca tek hedefi ünlü bir komedyen olmaktan ibaret olan Rupert Pupkin, kendini bu arzusu için yaşamaya adayan bir adam. Neredeyse bir saplantıya dönüşen bu hayali gerçekleştirme isteği, Rupert'i yoldan çıkarıyor. Hem de idolü olan şovmeni kaçıracak kadar! Medya kültürü ve şöhret dünyasına da eleştirel bir dille yaklaşan Kahkahalar Kralı (The King of Comedy), sizde karmaşık duygular uyandıracak. De Niro'nun muhteşem oyunculuğu, sıra dışı bir karakter olan Rupert'i anlamımıza yardımcı oluyor. Robert De Niro'nun en iyi performansı olarak görülen Kahkahalar Kralı, 2019 yılında vizyona giren Joker'in de ilham kaynaklarından biri. Rupert Pupkin'e göre "bir gün kral olmak, ömür boyu budala olmaktan daha iyidir." Siz de onun kadar gözü kara mısınız?

3. Sıkı Dostlar (1990)

Robert De Niro'yu ikonik bir dev haline getiren film, gangsterliğin en karanlık yüzünü; aile ve dostluk arasında yaşanan çatışmayla anlatıyor. Henry Hill ve arkadaşlarının hayatını izlediğimiz Sıkı Dostlar'da (Goodfellas), güç doyumsuzluğunun insanı nasıl çıkmaza sürükleyebileceğini görüyoruz. Hikâyenin dinamikleri, Nicholas Pleggi'nin gerçek hayattan uyarlanan kitabı Wiseguy'a dayanıyor. Ne dersiniz? Belki de bu filmin herkeste iz bırakmasının sebebi buradan geliyordur.

4. Bir Zamanlar Amerika (1984)

Sıkı Dostlar'ı izledikten sonra hızınızı alamazsanız Bir Zamanlar Amerika'ya (Once Upon a Time in America) da bir göz atın; aynı sıcaklıkta bir hikâye sizi karşılayacak. Sergio Leone'nin yönetmen koltuğunda oturduğu film, hayatın tüm sert gerçeklerini suratımıza çarpar nitelikte. New Yorklu dört Yahudi gencin mafyaya dönüşmelerini izlerken, Amerika'nın en karanlık sokaklarında yolculuğa çıkıyoruz. Unutulan sokaklarda, unutulmaz hayat hikâyelerinin var olduğunu hatırlatan bu başyapıtın kendisi kadar müzikleri de ruhumuza işliyor.

5. Taksi Şoförü (1976)

Evet doğru bildiniz, Martin Scorsese ve Robert De Niro'dan kopamıyoruz. İkilinin kariyerinde önemli bir yere sahip olan film, dünyanın kirli yüzüne karşı bir başkaldırı uyandırıyor. Vietnam savaşının bıraktığı izleri atlatamamış Travis Bickle, dünyanın adaletsiz düzeninde gerçek kimliğini ararken kendini kaybediyor. Travis'in yalnızlığını izlerken yaşadığımız dünyayı sorgulamamak elimizde değil. Her sahnesi ayrı ayrı mercek altına alınması gereken, sorgulatıcı bir eser. Bu arada konu Taksi Şoförü (Taxi Driver) ise hafızalara kazınan, "You talkin' to me?" repliğini unutmadan da geçmeyelim.

6. Baba II (1972)

Sinema tarihinin zamansız ve unutulmaz başyapıtı Baba II'yi (The Godfather Part II) bize armağan ettiği için Francis Ford Coppala'ya ne kadar teşekkür etsek az kalır. Coppala'nın ilmek ilmek dokuduğu bu şaheser, oyuncularıyla da sinema tarihinde unutulmaz bir yere sahip. Vito Corleone'nin gençliğine, Robert De Niro eşsiz performansıyla hayat veriyor ve bir kez daha oyunculuk yeteneği karşısında şapkamızı çıkartıyoruz. Olay örgüsü ve filmografisiyle, aradan 51 yıl geçmesine rağmen izlemelere doyamadığımız bir cevher…

7. Şeytan Çıkmazı (1987)

Sürreal bir zaman diliminde geçen bu filmi izlerken, ekrana kitleneceğinizin garantisini veriyoruz. İlk başta bir dedektif filmiyle karşı karşıya kaldığınızı sanabilirsiniz, daha sonra kendinizi gotik bir labirentin içinde olayları çözmeye çalışırken bulacaksınız. Alan Parker'ın yönetmenliğinde çekilen Şeytan Çıkmazı'nın (Angel Heart) atmosferi adeta Edgar Allen Poe evrenine açılan bir kapı hissiyatı veriyor. İçinde barındırdığı mesajlar ve ikonografiler sebebiyle her izlediğinizde farklı bir anlam çıkaracağınız kült bir eser.

8. Uyanış (1990)

Robin Williams ve Robert De Niro'yu bir araya getiren filmin odak noktalarından biri, insan ruhunun derinlikleri. Oliver Sacks'ın otobiyografik izler taşıyan kitabından esinlenen film, gerçek bir hikâye anlatıyor. Beyin iltihabı olan bir hasta için, Dr. Malcolm Sayer (Robin Williams) bir ilaç üretir ve bilimin mucizesi gerçekleşir; hasta hayata yeniden döner. Çocukluğundan beri uyuyan Leonard Lowe (Robert De Niro) tedaviye olumlu yanıt verse de, tedavinin beklenmedik yan etkileriyle mücadele etmek zorunda kalır. İnsanlığa olan inancı dokunaklı bir şekilde aktarmayı başaran Uyanış (Awakenings), empati duygusunu en yoğun yaşatan filmlerden biri. Nörologlar tarafından, Robert De Niro'nun filmdeki performansı oldukça gerçekçi bulunmuştu.

9. Büyük Hesaplaşma (1995)

Robert De Niro ve Al Pacino'nun bir arada bulunduğu bir filmi izlemek kadar heyecanlandıran çok az şey var hayatta. Michael Mann imzasını taşıyan 1995 yapımı Büyük Hesaplaşma (Heat), birbirinden tamamen farklı iki adamın "aynı" yalnızlığını anlatıyor. Aynı tutku, aynı hırs ama biri hırsız; diğeri de polis. Bu ikilinin yüzleşmesine odaklanan filmde iki karakter de birbirine ayna tutuyor. İkisini bir arada izlediğimiz ikonik kafe sahnesi, sinemanın epik anlarından biri olarak görülüyor.

10. The Irishman (2019)

Dev oyuncu kadrosuyla, seyir zevkini arşa çıkaran The Irishman'in ana teması; II. Dünya Savaşı gazisi ve kamyon şoförü Frank Sheeran'ın gerçek hikâyesine dayanıyor. Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci'nin bir arada bulunduğu, 2019 yapımı The Irishman'de Frank'in hayatına odaklanırken bir yandan da suç dünyasının nasıl işlediğine de tanıklık ediyoruz. Gerçek bir hayat hikâyesini ele alması sebebiyle, Amerikan Derin Devleti'nin tüm gerçeklerini en çıplak şekilde işleyen bir yapıt.

BİZE ULAŞIN