Bu 12 Saat Markası Daha Çok Bahsedilmeyi Hak Ediyor

Armin Strom'dan Zenith'e…

Giriş Tarihi: 28.03.2025 12:45 Güncelleme Tarihi: 28.03.2025 20:34

Yazı Johnny Davis

Çeviri Özge Dinç

Fotoğraflar About Time

Dünyanın en başarılı şirketlerinin arkasındaki iş stratejilerini açıklayan başarılı "bilgi küpü" podcast'i "Acquired"ın yeni sezonunun ikinci bölümü, saat dünyasına dikkat çekti. Şimdiden, programın yayın hayatı boyunca en çok dinlenen bölümü oldu.

Sunucular Ben Gilbert ve David Rosenthal, 5 saat (ve 34 saniye!) boyunca, dünyanın en gizli ve en ünlü şirketlerinden Rolex'e kelimenin tam anlamıyla derin dalış yaptılar.

Her şey harikaydı. Titizlikle araştırılmış, eğlenceli bir şekilde sunulmuş ve hikâyeyi hem meraklılar hem de sıradan meraklılar için erişilebilir kılacak şekilde hazırlanmıştı.

Doğruyu söylemek gerekirse saatler akıp geçti: Özellikle de Gilbert ve Rosenthal'ın Rolex'ten çıkıp saat sektörü hakkında bazı istatistiklerden söz ettiği 4 saat 16 dakikalık kısımda.

Anlattıklarına göre İsviçre yılda 17 milyon saat üretiyor: Akıllı saatler, Apple Watch, Çin'den gelen ucuz dijital saatler hesaba katıldığında yılda dünyada 700 milyon ila 900 milyon saat üretildiği tahmin ediliyor.

Bu da İsviçre'nin dünya saat üretiminin hacim olarak sadece yüzde ikisini gerçekleştirdiği anlamına geliyor.

Gelir kısmında ise durum değişiyor.

İsviçre'nin yüzde ikisi, saat satışlarında küresel gelirin yüzde 45'ine denk geliyor.

İsviçre'nin ülke dışına ihraç ettiği 17 milyon saatin yüzde 86'sı mekanik saatlerden oluşuyor.

"Acquired"ın da belirttiği gibi; 1970'lerde pille çalışan ucuz modellerin Uzak Doğu'dan akın etmesinden ötürü başlayan Quartz Krizi karşısında İsviçrelilerin geleneksel saat yapımcılığını ikiye katlama konusunda girdikleri bahis, sonunda karşılığını fazlasıyla verdi.

Yine de 17 milyon İsviçre saatinin sadece 1,2 milyonunun Rolex tarafından üretildiği tahmin ediliyor. Buna Omega, Swatch, Patek Philippe ve Audemars Piguet tarafından üretilenleri de eklemek gerekir.

Peki ya kendi 5 saatlik (ve 34 saniyelik!) podcast'lerine asla sahip olamayacak markalar?

Bunlar, en az diğerleri kadar dikkatimizi çekmeye değer saatler üreten ancak hacim, pazarlama ya da tamamen yabancı statüsü nedeniyle hak ettikleri ilgiyi göremeyen markalar.

Bu düşünce bana, küçük bağımsız markalardan Bond Street'in en önemli markalarına kadar, bugün yüksek saatçilikte daha çok önemsenmeyi hak eden bir düzine İsviçre markasının bir listesini çıkarmak için yeterli bir neden gibi göründü.

İşte başlıyoruz.

1

Frédérique Constant

Henüz 1988 yılında kurulmuş olmasına rağmen Frédérique Constant yenilikçilik konusunda tutarlı olduğunu kanıtlamış durumda. Citizen Saat Grubu'nun bir parçası olan saat üreticisi, tourbillonlar, dünya zamanlayıcıları ve Ay evreleri de dahil olmak üzere ürettiği yeni mekanizmaların sayısı ve normalde çok daha pahalı markalarda gördüğümüz guilloché işlemeli kadranlar gibi kısımlarda özellikle yüksek puan alıyor.

Klasik bir takım saati (üstelik İsviçre yapımı) peşindeyseniz doğru seçim.

Giriş seviyesi Classics serisi Carrée Small Seconds ile uygun fiyatlı bir seçenek olarak dikkatimizi çekerken paranın karşılığını verme düsturu Perpetual Calendar Manufacture'a kadar uzanıyor. Yine de 8.795 dolarlık fiyatıyla daimi takvim komplikasyonunun piyasadaki en iyi ve en uygun fiyatlı örneklerinden biri.

Markanın geçen ay duyurduğu benzerlerine göre uygun fiyatlı Frédérique Constant x Watch Angels WorldTimer da, markanın daha yakından tanınmayı hak ettiğinin bir kanıtı oldu.

2

Romaine Gauthier

Merkezi İsviçre'nin saatçilik bölgesi Vallée de Joux'da bulunan bu saat üreticisinde teknik açıdan mükemmellik, kendine özgü ve zanaatkâr bir yaklaşımla buluşuyor.

Gauthier'nin alametifarikasına örnek olarak Insight Micro-Rotor ve Logical One modellerindeki el işçiliği ve benzersiz stile bakabilirsiniz.

Romaine Gauthier (saat ustası olan), tek başına yola çıkmadan önce Le Brassus'taki Centre Technique Horloger ve Jaeger-LeCoultre ve Breguet gibi prestijli saatçilik okullarında yıllarca eğitim gördü.

Kendi markasıyla duyurduğu ilk saati, 2007 yapımı platin Prestige HM, göz yormayan bir modeldi: Öyle ki saatin kurma kolu bile yoktu, saat kasanın arkasına yerleştirilmiş bir çarkla kuruluyordu.

Markanın en yeni modeli olan C by Romain Gauthier ise titanyum veya platinden üretilmiş ve zarif iç mekanizmasını dıştan da görebilmek için kısmen açık bir kadrana sahip olan üst düzey lüks bir spor saati.

Gaulthier'nin saatleri "dünyanın en seçici koleksiyoncuları" için tasarlanıyor ve uygun fiyatlarla sunuluyor. Daha ne olsun?

Marka ayrıca minyatür bir eşapman ve denge çarkına sahip bir mekanizma içeren mekanik kol düğmeleri serisi de üretiyor, böylece gömlekleriniz için küçük saatler olarak işlev görebiliyorlar. Zekice.

3

Zenith

Saat uzmanları Zenith'ten Audemars Piguet, Omega ve IWC Schaffhausen ile aynı cümle içinde bahseder, ancak bize göre marka, 160. yılında saydığımız diğer markaların ana akım tanınırlığında değil.

Şirketin 1970'lerde yaşanan Quartz Krizi'nden ciddi anlamda etkilenmesi, şirketin el değiştirmesi ve daha büyük lüks markalarla sert rekabeti markayı güçlüklerle baş başa bıraktı.

Oysa daha çok anlatılmayı hak eden harika hikâyeleri var.

1969'da duyurulan El Primero, dünyanın ilk otomatik kronograf mekanizmasıydı ve o dönem için büyük bir teknolojik atılımdı.

Ayrıca Zenith'in gözlemevi denemelerinde kazandığı kronometri ödüllerini katarsak havacılıkla güçlü tarihsel bağları vardır. Pilot saatlerinin üzerinde "pilot" kelimesini kullanmasına yasal olarak izin verilen tek markadır.

Yeni bir osilatör türü içeren ödüllü Defy Inventor gibi daha yakın tarihli yenilikler, markanın mekanik hassasiyetin sınırlarını zorlama konusundaki kararlılığını göstermiştir.

Zenith kalite, işçilik ve hassasiyet açısından gerçekten de çok iyi saatler üretiyor ancak "bilenin alacağı" bir marka olarak kalmaya devam ediyor. Meraklıları bundan çok hoşnut.

Bir Reddit kullanıcısı, markanın nispeten düşük görünürlüğünü sorgulayan bir başlıkta "İşte tam da bu yüzden Zenith'i seviyorum," diyor. "Muhteşem saatleri, güzel tasarımları var ve markayı HERKES tanımıyor. Mükemmel bir kombinasyon!"

4

Maurice de Mauriac

Küçük bir aile şirketi olan marka; müşterilerin kadranlar, kasalar, kayışlar ve renkler arasından seçim yaparak kendi saatlerini tasarlamalarına olanak tanıyan ve her saati gerçekten türünün tek örneği haline getiren benzersiz kişiselleştirme seçeneklerine odaklanıyor.

Bunu hem websitesi üzerinden hem de bizzat giderek yapabilirsiniz: Atölyeye yapılan iki saatlik bir ziyaret şu anda TripAdvisor'da Zürih'te Alışveriş sayfasında 1. sırada yer alıyor.

Halihazırda ürün gamlarında bulunan saatleri eklektik görünse de; titanyum, bronz, pembe altın ve seramikten yapılmış kasalar, ayırt edici özel yazı karakterleri, otomotiv etkisiyle yapılmış kasalar ve çok sayıda büyük boy kronograf içeriyor.

"48 milimetrelik kasa boyutuyla Chrono Modern Big Date, güreşçi tip ya da büyük saatlerden hoşlanan erkekler içindir," gibi tuhaf yorumlar da burada dursun.

Saat üreticisi aynı zamanda New York'lu hipster giyim markası Rowing Blazers ile Prenses Diana'nın ünlü "Black Sheep" kazağını temel alan bir ortak saat de yapmıştı.

5

Armin Strom

Marka son 15 yılda 18 mekanizma geliştirdi ve üretti; bu, bırakın küçük bir bağımsız markayı, dev bir marka için bile iyi bir rakam. Armin Strom'un uzmanlık alanı, saatin komplike parçalarının kendisine has çizgilerle öne çıkarıldığı, dekorasyona büyük önem verilen iskelet kadranlar.

Markanın imza modelleri arasında Gravity Equal Force ve fotoğrafta gördüğümüz Resonance yer alıyor.

Markanın iki farklı dönemi oldu diyebiliriz.

İlki, kurucusu Armin Strong'un dünyanın en küçük iskelet saatini yaparak Guinness Dünya Rekoru'nu kırdığı 1967 yılından itibarenki dönem.

İkincisi ise kurucunun 2006 yılında markayı çocukluk arkadaşları Serge Michel ve Claude Greisler'e sattıktan sonra markanın iskelet kadranlı modellerini ardı ardına sunduğu ve tanındığı dönem.

Michel, "İskeletleştirmeye odaklanmamız, mekanizmadaki sanatı ve teknik beceriyi sergileme arzumuzdan kaynaklanıyor," diyor.

"Sadece güzel bir saat yaratmak istemiyoruz; insanların saatin arkasındaki mekanik sanatın inceliklerini takdir etmelerini sağlayacak bir şey tasarlamak istiyoruz."

6

Raúl Pagès

Pagès gerçek anlamda tek kişilik bir marka. Kurucusu, yedi yıl saatçilik okulu eğitiminin ardından, bağımsız olarak ilk projesi büyüleyici mekanik kaplumbağa Tortue Automaton'u sunmadan önce altı yılını eski saatleri restore ederek geçirdi.

Ardından, tamamen sıfırdan tasarladığı ve ürettiği, son derece sade bir saat olan RP1 Régulateur á Détente geldi.

Pagès, İsviçreli mimar Le Corbusier'nin hayranı ve RP1, İsviçreli-Fransız mimarın çarpıcı, cesur dokulara ve renklere olan tutkusunu, 171 el yapımı parçadan oluşan bir mekanizma ile birleştirerek sergilemişti.

Geçen yıl ise Pagès, 150 bin avro nakit para ödüllü ve som gümüşten bir kupayla sunulan Bağımsız Yaratıcılar için ilk Louis Vuitton Saat Ödülü'ne layık görüldü.

"Bu benim çalışmalarım için büyük bir takdir," diyor Pagès. "Ödül, markamın görünürlüğünü artırdı."

Öyle olabilir ama siz yine de yakın zamanda Duty Free'de saatlerini görmeyi beklemeyin. Pagès yılda sadece beş ya da altı adet saat üretebiliyor.

7

Hermés

Tam da şu an "Hermés saatleri zaten yeterince görünür halde," diyebilirsiniz. Gerçekten de markanın saatçilik bölümünün satışları dört yıl içinde üç kat arttı, saatçilik artık gelirin güzellik bölümünden daha büyük bir dilimini oluşturuyor ve marka kısa süre önce en çok satan 20 İsviçre saat şirketi sıralamasına girerek şu anda Blancpain veya Bulgari'den daha üst sıralarda yer alıyor.

Ama öte yandan, H08 ve geçen yılki The Cut gibi beğenilmesi zor modelleri olan Hermés saatlerini neden her gün dışarıda görmediğinizi de sorgulayabilirsiniz.

Kadran konusundaki uzmanlığıyla bilinen Natéber ve kasa uzmanı Joseph Erard gibi iki muhteşem ortağı 2012 ve 2013 yıllarında bünyesine katan ve 2017 yılında İsviçre'de Le Ateliers d'Hermès Horloger'ı kuran Paris temelli lüks marka, uzun vadeli bir oyun oynuyor.

Bugünlerde yüksek saatçilik dünyasında öyle bir konumu var ki bu, moda markalarının saat üretimine girme fikriyle bir zamanlar alay edildiği düşünüldüğünde iki kat daha etkileyici.

Son olarak, bu fikirleri altüst etme işini markaya kahramanca bağlı kalarak yaptı: Neşeli ve kendine özgü tipografisi, ilginç kasa şekilleri ve gösterişli ama soğukkanlı havasıyla Hermès saatleri güven verici bir şekilde Hermès.

8

Raymond Weil

Yıl sonunda Cenevre'de düzenlenen GPHG ödüllerinin en büyük sürprizlerinden biri 2.000 dolar altındaki en iyi saate verilen Challenge Prize kategorisinde yaşandı. Burada Raymond Weil'in Millesime Automatic Small Seconds modeli, Seiko, Nomos ve Studio Underd0g gibi rakiplerini geride bırakarak vintage esintili "sektör" kadranlı saatiyle birinci oldu.

O zamana kadar şirket, İsviçre'deki ödül törenlerinden çok şehir dışındaki alışveriş merkezleriyle anılıyordu ve kadranlarında AC/DC, David Bowie ve The Beatles'ın yer aldığı rock'n'roll'a adanmış bir dizi saatle kitlesel cazibesinin altını çiziyordu.

Şimdi Weil'in torunu Elie Bernheim'ın yönetiminde olan saat üreticisi, daha az "genelci bir marka" olma ve ciddi meraklılara hitap etme misyonunu üstleniyor. Harika bir çıkış noktası.

9

Andersen Genève

Andersen Genève'in Danimarka doğumlu kurucusu Svend Andersen, saatçilikle iç içe bir yaşam sürmüş.

1942 yılında doğan Andersen, gençliğinde mekanik saatlere ilgi duymuş ve 15 yaşında çırak olarak işe başlamış. 21 yaşında zanaatini geliştirmek için İsviçre'ye taşınmış.

Saat tamircisi olarak çalıştıktan sonra Patek Philippe'in Atelier des Grandes Complications'ına (Büyük Kompilasyonlar Atölyesi) katılmış. Burada, markanın 1930'larda geliştirdiği ve 24 farklı bölgede doğru zamanı gösterebilen Universal Hours komplikasyonunun cazibesine kapılmış.

Andersen'e verilen "imkânsızların saatçisi" lakabı ona, kendi yaptığı bir dizi aleti kullanarak 18 mm'lik bir cam boyun içinden küçük bir mekanizma ve kadran şeritlerini manevra ettirerek ve ardından parçaları içine monte ederek yarattığı, halka açık ilk eseri olan şişe içindeki saatin ardından takıldı.

Andersen, internet öncesi dönemde ilk bağımsız saatçilerden biri olmaya devam etti ve Patek Philippe'ten ona aşılanan dünya saatleri hayranlığını asla bırakmadı.

1989'da bu komplikasyonu kendine ait kılmak için, saatin farklı zaman dilimlerinde kullanımını ve ayarlanmasını çok daha kolay hale getiren bir saat olan Communication'ı geliştirdi.

2015 yılında markanın yönetimini mevcut CEO Pierre-Alexandre-Aeschlimann'a devretti. Artık Anderson Genève ismiyle anılan marka, dünyaca ünlü yapıların mineyle işlendiği kadranlarıyla Celestial Voyager Serisi ve "simsiyah" taştan üretilmiş kadranı ve platin kasasıyla Jumping Hours Jade Stone gibi çılgın saatler üretmeye devam ediyor.

Şaşaalı Rus markası Konstantin Chaykin ile işbirliği içinde ürettiği fantastik Automaton Joker'in kadranında Batman'in baş düşmanı yer alırken dönen gözlerinde saat ve dakika göstergeleri ve ağzında bir Ay evresi göstergesi bulunuyor.

Çünkü, neden olmasın?

10

Laurent Ferrier

Saat yazan meslektaşlarıma "en az değer verilen İsviçre markaları" hakkındaki görüşlerini sorduğumda, biri Laurent Ferrier'in listenin "en tepesinde" olması gerektiğini söyledi (ve o sırada kolunda Laurent Ferrier Sport Auto Blue Titanium vardı).

Şık ve gösterişsiz saatler üreten Laurent Ferrier, kendi markasını kurmadan önce bile Saatçilik Kulübü'nün onursal üyeliğini kazanmasını sağlayacak bir özgeçmişle kendini kanıtladı: Patek Philippe'de neredeyse 40 yıl boyunca bir saat ustası olarak çalıştı ve bir yandan da rekabetçi bir motor sporları sürücüsü olarak görev yaptı.

Laurent Ferrier (marka olan) 2010 yılında piyasaya çıktı ve kısa sürede koleksiyonerler ve uzmanlar arasında sadık bir takipçi kitlesi kazandı: Galet Traveller ve Galet Micro-Rotor'un şık, minimalist tasarımları imza modeller haline geldi.

Öneri: Yeni bir Laurent Ferrier saat satın almak oldukça pahalıya patlayacağından ikinci el piyasasına bakmanız iyi (tek?) bir yol olacaktır.

11

Franck Muller

Gösterişli tasarımlar, sıra dışı malzemeler ve karmaşık mekanizmalar konusunda uzmanlaşmış saat üreticilerini düşündüğünüzde aklınıza Hublot veya Richard Mille gelebilir. Peki ya İsviçre saat okulunda aldığı eğitimden, nadir ve antika Patek Philippe saatlerinin uzman tamircisi olarak geçirdiği dönemden sonra 1991 yılında kendi markasını kuran Muller?

Muller "Her zaman geleneksel saatçiliğin çehresini değiştirecek bir şey yaratmak istedim," diyor.

Bu durum, kadran üzerinde saatlerin karışık olarak dizildiği ve akrep ile yelkovanın sanki sihirli bir şekilde doğru konuma atladığı bir saat serisi olan Frank Muller Crazy Hours'da olduğu kadar hiçbir saatte bu denli belirgin değil.

Art Deco rakamlar, elle çizilmiş yazılar ve sıra dışı "Curvex" kasalar kendisine has görünümü tamamlıyor.

Muller bu sıra dışılıkları destekleyecek teknik becerilere sahip olmasaydı tüm bunlar tuhaf ötesi tuhaf kabul edilebilirdi.

Muller, 1999'da, içinde daimi takvim, dakika tekrarlayıcı ve tourbillon'un da bulunduğu 36 komplikasyon ve 1.483 bileşen içeren Aeternitas'ı tanıttı. O zamanlar bu saat, o güne dek yapılmış en komplike saatlerden biriydi.

12

Chopard L.U.C

Saat endüstrisindeki son büyük aile şirketlerinden biri olan Chopard'ın geçmişi Patek Philippe ve Omega'nınkinden bile daha eskiye dayanır. Oysa gerçek anlamda entegre bir saat üretimine sahip olmasına rağmen Chopard daha çok saatleriyle değil mücevherleriyle tanınıyor.

Alışılmadık bir durum çünkü birincisi ikincisinden doğmuştu. Bugün marka "saat koleksiyoncuları camiasının en iyi korunan sırlarından biri" olarak tanımlanıyor. Adını 19. yüzyıldaki kurucusu Louis-Ulysse Chopard'dan alan L.U.C Koleksiyonu özellikle dikkate değer.

Louis-Ulysse ilk atölyesini 1860 yılında henüz 24 yaşındayken kurmuş, cep saatleri belki de en güvenilir zaman ölçme müşterisi olan İsviçre Federal Demiryolları'nın ilgisini çekmişti.

Yeniliklerine bugün de devam ediyor. Saat meraklıları, 1996 yılında üretilen otomatik kurmalı L.U.C mekanizma 1.96'nın şimdiye kadar geliştirilmiş en iyi otomatik mekanizmalardan biri olduğunu düşünüyor.

Bu kısımla ilgilenmeyenler de, Chopard'ın değerli metallere, lüks kadran renklerine ve retro dokunuşlara olan tutkusunda sevecek çok şey bulacaktır.

Uzman Andrew Morgan'ın Chopard'ın Alpine Eagle'ına ilişkin YouTube incelemesinde yaptığı gibi, 10.000 dolarlık bir saati "kelepir" olarak tanımlamak sizi şaşırtabilir ancak bilmelisiniz ki, Morgan, saatin materyal ve kalitesinin ondan 4 kat daha pahalı bir Royal Oak ile yarıştığı konusunda ikna edici bir argüman ortaya koyuyor.

Nihayetinde, her şey görecelidir.

BİZE ULAŞIN